Başka Karpaz Yok!..
Karpaz Yarımadasının Önemli Ekolojik Alanları ve Karpaz Milli Parkı
Karpaz; flora ve faunası, vejetasyonu, kumul oluşumları ve biyolojik çeşitliliği ile son derece önemli ekolojik alanları barındıran bir yarımadadır. Beşparmak dağlarının kuzeydoğu uzantısı olan bölgede, biyolojik çeşitlilik açısından önemli olan birçok bitki ve hayvan türleri bulunmaktadır.
Karpaz Yarımadasındaki -dördü de Karpaz Milli Park alanı içinde kalan- önemli ekolojik alanlar şu şekilde sıralanabilir:
Apostolos Andreas (Zafer) Burnu
Ronnas Kumulları: Karpaz milli parkının en batısında yer almakta olan bu bölgeye adını körfezi ikiye ayıran deresi vermektedir. Dere botanik açıdan ada içerisinde en zengin bölgelerden birisi olup, adaya özgü birçok nadir bitkiyi barındırmaktadır. Yerel isimle Koyungiran olarak isimlendirilen “Hypericum repens’’ Kıbrıs endemiği, Kuzey Kıbrıs’ta yalnız Ronnas Deresi’nde bulunmaktadir. Ronnas kumulları, Ay Philon kumsalı ile birlikte tüm Akdeniz bölgesinde yeşil kaplumbağaların (Chelonia mydas) en önemli 3. yumurtlama alanıdır.
Ay Philon Kumulları: Adını Ay Philon kilisesinden alan kumullar, endemik bitkiler, kumul bitkileri ve nadir bitki türlerinin görüldüğü bir bölgedir. Ay Philon kumsalı ile beraber yeşil kablumbağaların Akdeniz Bölgesinde en önemli 3. yumurtlama alanı olan bölge, kablumbağaların yumurtlama dönemleri dışında da sakinliğini koruduğundan, halk arasında ‘saklı sahil’ adı ile anılır.
Apostolos Andreas Burnu: Bu bölge uzun yıllardan beri insan müdahelesine uğramadığından doğal bitki örtüsü kendine has bir denge oluşturmuştur. Ekolojik açıdan önemli nadir bulunan türleri barındıran bu bölgenin tümü maki ile kaplanmıştır.
Klides Adaları : 6 küçük adadan oluşan bu adalar kümesi, birçok göçmen kuşunun göç yolu üzerinde yer almaktadır. Klidhes adaları nesli tükenmekte olan, Ada Martısı ve Tepeli Karabatak için çok önemli bir üreme yeridir.
Karpaz Milli Parkı
Karpaz Milli Park’ı, Karpaz Yarımadası’nın en ucunda, doğusunda St. Andreas Burnu ve Klidhes adaları, batısında ise Dipkarpaz Köyü, Ronnas kumulları ve Antik Karpasia kenti ile sınırlanan alanda yer almaktadır. Karpaz Emirnamesi’nin öngördüğü sınırlar esas alındığında koruma alanı 94.9 km2, kıyı uzunluğu ise 65.8 km olarak hesaplanmıştır.
Karpaz yarımadası özellikle Karpaz Milli Park alanı;
flora ve fauna açısından çok zengindir. Kuzey Kıbrıs’ın bütününde bugüne
kadar tespit edilen, 1410 flora türü ve alt türlerin 3/4’ü Karpaz
yarımadasında, 1/2’si de Karpaz Milli Parkında yer almaktadır. Ayrıca 47
adet olan Kıbrıs endemiklerinin 24 tanesi, nadir olan bitki türlerinin
de yaklaşık 100 adedi Karpaz Milli Parkında yer almaktadır. Koruma
altına alınmış 215 kuş türünden 147’si, 16 sürüngenden 12’si, 5 tür
memeliden 2’si park alanında daimi ya da geçici olarak konaklamaktadır.
Bu
canlılardan
en bilinenleri karpaz eşekleri, denizkaplumbağaları (Chelonia mydas,
caretta caretta) ve akdeniz foku’dur. (Flora ve faunanın korunması
emirnamesi kapsamında bulunup, park alanında yaşayan fauna ve flora
türleri hakkında daha fazla bilgi almak için Ertan Öztek’in "Karpaz
Milli Parkı" adlı çalışmasını inceleyebilirsiniz.)
Dipkarpaz köyünden buruna kadar uzanan, 1977 yılında Milli Park ilan edilmiş olup, halen gerekli düzenlemeleri yapılamamış olan Karpaz Milli Park Alanı ve kaplumbağaların yumurtlama alanlarını içeren güney sahilleri, AB tarafından fonlanan Natura 2000 projesi çerçevesinde KKTC içerisinde özel koruma bölgesi olarak projeye dahil edilen 6 bölgeden 2’sidir.
Karpaz Milli Park Alanı ve yasal düzenlemeler
Kuzey Kıbrıs’ta Milli parklar ile ilgili, ilk olarak 1977 yılında, Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığının direktifi ile çalışmalar yapılmıştır. Bu direktif ile oluşturulan komite içlerinde Zafer Burnu (Karpaz) Milli Parkı’nın da olduğu 6 tane bölgeyi milli park olarak belirlemişti. Komitenin belirlediği milli park alanları 1982-1983 yıllarında Bakanlar Kurulu tarafından onaylanmış, Bakanlar Kurulu’nun Karpaz Milli Park’ı ile ilgili kararı 23 Kasım 1983 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır.
Bakanlar kurulu Karpaz Milli Parkı ile ilgili çalışmalar yapmak amacı ile, 24 şubat 1988 tarihinde köyden buruna kadar olan alanın milli park olması ve bu konuda çalışma yapmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ulaştırma ve Turizm Bakanlığını yetkili kılmıştır.
Bakanlar Kurulu, Karpaz Milli Parki ile ilgili çalışmalar yapmak üzere 8 Mayis 1991 tarih ve E-428-91 sayılı kararla, geçici bir komitenin olusturulmasını ve çalışmaların Çevre Koruma Dairesi koordinatörlüğünde yürütülmesi kararını almıştır. Bu komite kısa bir süre çalışmış, ve park alanı olarak, Dipkarpaz köyünü de içerisine alan bir sınır belirlemiştir.
1994 yılının Aralık ayında Orman, Şehir Planlama, Turizm Planlama, Eski Eserler ve Müzeler Dairesi, Çevre Koruma Dairesi müdürleri ile Devlet Planlama Örgütü temsilcisinin ortak olarak aldıkları kararla Karpaz Milli Park alanının korunması için bir çalışma başlatılmıştır. Doğayı korumaya yönelik herhangi bir yasanın olmaması dolayısı ile İmar Yasasi altında bir çalışma yapılmış ve Şehir Planlama Dairesi bölgeye yönelik “Dipkarpaz Ulusal Parkı İmar Denetim ve Geliştirme Emirnamesi”ni hazırlamıştır. Ancak bu emirname dönemin ilgili bakanı tarafından yayınlanmadığından, hayata geçirilememiştir.
Bu olayın akabinde, ilgili kurumlar durumu yeniden değerlendirip, emirname temelinde arkeolojik ve doğal güzelliklerin dikkate alındığı “Dipkarpaz Ulusal Parki İmar Denetim ve Gelistirme Emirnamesi” taslağını hazırlamışlardır. Bu taslak paralelinde, 3 Kasım 1995 tarihinde, Dipkarpaz köyünden buruna kadar olan alan, Anıtlar Yüksek Kurulu kararı ile “Doğal ve Arkeolojik Sit Alanı”, kuzeydoğuda Ronnas Körfezindeki kumul alanından başlayıp, köyün kuzeyinden ve doğusundan geçen alan ise “Antik Karpasia Sit Alanı” olarak ilan edilmiştir.
Şehir Planlama Dairesi tarafından, 12 Ağustos 2004 tarihinde yayınlanan “Karpaz Bölgesi Planlama Sınırı İçerisinde Denetim ve Geliştirme Emirnamesi” ile milli park alanının bugünkü sınırları belirlenmiştir.
Bakanlar Kurulu, 30 Mayıs 2007’de Karpaz Milli Parkı olarak ilan edilen bölgenin, “Özel Koruma Bölgesi” olarak ilan edilmesi ve düzenlenmesi konusunda karar almıştır.
Karpaz Milli Park Alanı Elektrik Nakli Projesi ve açılan dava...
2007 yazında, birkaç küçük tesis dışında yerleşimin olmadığı Milli Park içerisine, Dipkarpaz’dan St. Andreas (Zafer) Burnu’na uzanan bölgeye 11000 voltluk enerji nakil hattının götürülmek istenmesi ciddi tartışmalara yol açmıştır. 9 Ağustos tarihinde Karpaz’a kadar direk götürülmesi ile başlayan çalışmalar, 11 Ağustos 2007 tarihinde direklerin dikileceği yerlerin işaretlenmesi ile devam etmiş ve akabinde direklerin dikimine başlanmıştır.
KKTC’deki birçok sivil toplum örgütü bu duruma karşı çıkarak Genişletilmiş Sürdürülebilir Çevre Platformu adı altında biraraya gelerek çok sayıda eylem yapıp, bildiriler sunmuşlardır.
Karpaz Milli Park alanının 30 Mayıs 2007 tarihinde "Özel Çevre Koruma Alanı" ilan edildiği, bu kararla birlikte bir yıl içerisinde bölge için çevre planı hazırlanmasının yasal zorunluluk olduğu ve bu süre içinde 21/1997 sayılı Çevre Yasasının 11. Maddesi, 3.fıkrasına istinaden bölgede herhangi bir imar faaliyeti yapılamayacağı İçişleri Bakanlığı Şehir Planlama Dairesi Müdürü tarafından gazetelere açıklanmış olduğu defalarca belirtilmiş, bu yasal zorunluluğa rağmen elektrik direği dikme ve imar işlemlerinin sürüyor olmasının yasadışı olduğu yapılan eylemlerde ve basın bildirilerinde yer almıştır.
Genişletilmiş Sürdürülebilir Çevre Platformu bildirilerinde yetkililere eylemleri boyunca, Anıtlar Yüksek Kurulu'nun 17 Temmuz 2007'deki 408'nci toplantısında aldığı kararda "Bu bölgeye böyle bir elektrik alt yapısının getirilmesinin ciddi zararlar vereceği için uygun bulunmadığı" kararını da hatırlatmış, ayrıca 60/1994 Sayılı Eski Eserler Yasası 46. maddesi'ninde anımsanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu maddeye göre; “Anıtlar Yüksek Kurulu'nun yetki alanına giren konulardaki kararları kesindir. Kararlar alındığı gün Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girer” denilmektedir. 47. Maddede ise: "Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler, kendilerini ilgilendiren konularda Anıtlar Yüksek Kurulu'nun kararlarına uymak zorundadırlar. Buna aykırı davrananlar suç işlemiş sayılırlar" ve 50. Madde de denmektedir ki: "47'inci maddenin kurallarına aykırı hakaret edenler, bir suç işlemiş olurlar ve mahkûmiyetleri halinde, sekiz yıla kadar hapis cezasına veya iki yüz elli milyon Türk Lirası'na kadar para cezasına veya her iki cezaya birden çarptırılabilirler". Elektrik direkleri dikme projesinin bu açıdan da yasadışı olduğu defalarca vurgulanmıştır.
Ağır iş makineleri ile süren çalışmalar sırasında 21/1997 Sayılı Çevre Yasası ile korunan hayvan, flora ve faunaya ayrıca verdiği veya verebileceği zarar da düşünüldüğünde, ilgili yasanın maddelerine göre suç işlenmekte olduğunu çok kereler eylemleri ve bildirileri ile hatırlatan Genişletilmiş Sürdürülebilir Çevre Platformu yetkilileri eylemlerine bekledikleri olumlu yanıtı alamayınca platform temsilcileri, Bakanlar Kurulu, Elektrik Dairesi ve ihaleyi alan firmaya karşı dava açmıştır.
25 Temmuz’da tek taraflı olarak açılan dava, 27 Temmuz’da mahkeme dilekçenin tebliğine emir vermişti. 6 Ağustos’ta görüşülmeye başlanan ara emri dilekçesi ilk olarak 22 Ağustos’a daha sonra, 27 Ağustos, 10 Eylül, 19 Eylül ve son olarak 3 Ekim tarihine ertelendi. Genişletilmiş Sürdürülebilir Çevre Platformu tarafından Dipkarpaz Milli Parkı’na elektrik enerjisi götürülmesi projesinin ve ihalesinin durdurulması talebi ile yapılan ara emri başvurusunun ilk duruşması ertelemelerin ardınan 11 Ekim’de yapıldı ve görüşülmesine 18 Ekim 2007’de devam edilmesine karar verildi. 18 Ekim 2007 tarihinde yapılan ikinci duruşmanın ardından dava yine 22 Ekim ve 26 Ekim’de yeniden görüşüldü. Yüksek İdare Mahkemesine sunulan ara emir dilekçesi, 31 Ekim 2007 tarihinde son kez görüşüldü, ve mahkeme ara emir talebini red ettiği kararını 6 Kasım günü açıkladı.
6 Kasım 2007 sonrası
Dava devam eder iken hazırlanan Karpaz Milli Park Alanı Yasa Tasarısı Eylül ayında ilgili tarafların yorumuna sunulmuş, tarafların tasarı ile ilgili yorum ve görüşleri alınmıştır.
Meclis’te yasa tasarısı hakkındaki ilk görüşme 30 Nisan 2008 tarihinde gerçekleştirilmiş olup, toplantıda ilgili bakanlık, daire, kurum ve STÖ’leri katılmış ve görüş bildirmişlerdir. 7 Mayıs 2008’de yapılan ikinci görüşmenin ardından, görüşmelerin STÖ temsilcileri dahil edillmeden yapılacağı açıklanmıştır.
2008 Eylül ayı itibari ile halen Karpaz Milli Park Alanının planlama, koruma ve yönetimine yönelik herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.